SANAYİ DEVRİMİ
FRANSIZ İHTİLALİ
VİYANA KONGRESİ
1830 İHTİLALİ
1848 İHTİLALİ
SOSYALİZM VE SENDİKALİZMİN DOĞUŞU
MACAR MÜLTECİLERİ SORUNU
19.YÜZYILDA OSMANLILAR VE AVRUPA
AVRUPA'DAKİ SOSYAL VE SİYASAL GELİŞMELER
SANAYİ DEVRİMİ
XVIII: yüzyılda ilk olarak İngiltere’de başlayan, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılan, etkileri bakımından tüm dünyayı sarsan önemli bir olaydır.
Aletin yerini makinanın alması demek olan bu devrimin başlamasında ilk önemli etken buhar gücünün sanayie uygulanmasıdır.
Nedeni:
Rönesans ve Reform hareketlerinin yol açtığı özgür düşünce, bilim ve teknik alanda gelişmelere ortam hazırladı. Coğrafi Keşiflerin başlattığı sömürgecilik hareketleri ile Avrupa zenginleşti. Teknik gelişmelerin üretim alanına uygulanmasıyla da endüstri devrimi doğdu.
Birinci Sanayi Devrimi :
Sanayi, devrimlerle doğmadı. Devrim öncesinde de vardı; işçiler, mesela dokumacılıkta, imalatçı tacirler hesabına evlerinde çalışıyorlardı; demirciler, dökümhanelerde de dışarıdan sipariş alıyorlardı. Ama bütün bunlar zanaat düzeyindeydi. Oysa, XVIII. yüzyıl sonlarına varıldığında bu konuda büyük değişiklikler ortaya çıktı. Bu değişimler, üretim araçlarını hem nicelik hem de nitelik olarak etkiledi. Makinelerin gelişimi ve dolayısıyla maliyetlerinin yükselişi, artık işçilerin bunlara tek başlarına sahip olamayacaklarını gösteriyordu. Buharın kullanımı da bu makineleri bir araya getirme, yani fabrikada bir bina içinde toplama zorunluluğu getirdi. Böylece ekonominin verileri, aynı zamanda da günlük yaşamın çerçevesi değişti. Ayrıca taşımacılıktaki ilerlemeler de bazı dönüşümlere neden olacaktı.
Bu arada teknik yenilikleri belirtmek yerinde olur: makinelerde buharın kullanımı, kömür ve demir sektörünü etkileyerek « birinci » sanayi devrimine damgasını vurdu; taşımacılık alanında, demiryolu, deniz ulaşımı ve karayollarında teknik gelişmeler görüldü; dokumacılık gelişti; nihayet petrol ve elektrik gibi yeni enerji kaynaklarının kullanımı, ikinci sanayi devrimini getirdi. Kuşkusuz bu yenilikler hemen yaygınlaşmadı. Nitekim İngiltere’de odunla çalışan son yüksek fırın ancak 1809 yılında söndürüldü. Fransa'da, yeni ve geleneksel sektörler iç içe geçerek uzun süre varlıklarını korudular. Mulhouse de pamuk fabrikada eğiriliyor, ama kumaş -fason işçilikle- evlerde dokunuyordu.
Bu dönemde meydana gelen ekonomik dönüşümlerin tümünü sadece teknik gelişmelere bağlamak doğru olmaz.Tarihçilere göre bu gelişim, bir talebe verilen cevaptır. Onlar daha çok tarım alanındaki gelişmeler üstünde dururlar: söz konusu olgu, kırsal alandan kentlere doğru göçe neden olmuş, dolayısıyla potansiyel bir pazarın ve el emeğinin doğuşuna yol açmıştır. Bu yazarlar iç sınırların ortadan kalkmasıyla tutarlı ulusal pazarların oluşumuna, böylece işletmecilik düşüncesinin ortaya çıkışına ve sermaye birikimine önem verirler.
İkinci Sanayi Devrimi :
Demiryolu 1830 yılından itibaren İngiltere'de sanayileşmenin itici gücü olarak dokumacılığın yerine aldı. Demiryolu çılgınlığı İngiltere'den Fransa'ya geçti, daha sonra bütün Avrupa'ya yayıldı. Fransa'da, bu yayılma kesintisiz olmadı; Thiers gibi siyaset adamlarının acımasız alayları ve Politeknik Okulu'ndan Arago gibi bilim adamlarının eleştirileri bunu gösterir.
Ama bu durum, şaşırtıcı bir gelişmeye engel olmadı. 1830 yılından 1850 yılma kadar İngiltere'de 10 000 km. demiryolu yapıldı; bunu izleyen 20 yıl içinde kıta Avrupası'nda biraz daha fazla demiryolu döşendi. ABD'de de benzer bir gelişme yaşandı. 1869'da, doğu ve batı kıyıları birbirine bağlandı. Her yerde büyük teknik başarılar gerçekleştirildi. 1871'de tamamlanan Frejus Tüneli ile Alpler ilk kez aşılıyordu. Artık dünya, demiryolu çağım yaşamaktaydı.Bu değişimde makinelerdeki gelişmelerin de etkisi vardı. Raylar üzerinde ilerleyen ilk buhar makinesi, 1804'te Galler'de yapıldı.182Tde Fransız mühendis Marc Seguin'in borulu kazanıyla trenlerin gücü büyük ölçüde arttı. Sonra 1829'da kesin bir gelişim evresi aşıldı: İngiliz George Stephenson'ın « Roket » adlı lokomotifi, bir yarış atını geçti. Bu başarıyı diğer gelişmeler izledi: demir raylar genelleşti, taşıyıcı şasi mükemmelleştirildi; lokomotiflerin hızı ve çekiş gücü yükseltildi. Kısacası trenler maden ocağı veya dökümhaneyi bir su yoluna bağlama aracı olmaktan çıkarak, gerçekten yararlı taşıma araçları haline geldi.
Bunun için çelik sanayii patronlarının kendilerine sunulan bu büyük pazarı keşfetmesi ve bankalar kurularak halkın tasarruflarını toplaması ve yönlendirmesi, gereken sermayeyi bir araya getirmesi gerekiyordu. Böylece demiryolu devrimi, büyük malî grupların ortaya çıkmasını sağladığı gibi, çelik sanayisini de, lokomotif, ray, viyadükler imaline teşvik etti. Demiryolları sayesinde pazarlar birleşti, mesafeler kısaldı, bölgesel ekonomilerin uzmanlaşması için gerekli koşullar oluştu, şehir-köy ayrımı azaldı. Öte yandan demiryolunun gelişimi, sanayi devriminin etkilerinin yayılmasına da katkıda bulundu.
Çelik sanayii 1856 yılından itibaren çok büyük bir gelişim gösterdi. Henry Bessemer, dökme demiri ekonomik olarak çeliğe dönüştüren bir yöntem buldu; böylece çelik, demire karşı bir zafer kazanmış oldu. Ama ikinci sanayi devrimi, petrol ve elektrikten kaynaklandı. Antik Çağ'dan beri bilinen « yer yağı », Amerika Birleşik Devletleri'nde XIX. yüzyılın ortasında işletilmeye başladı. Albay Drake ilk petrol kuyusunu 1859 yılında açtı; ardından Rusya devreye girdi. Petrol önce aydınlanmada kullanıldı. Sonra, 1866 yılından sonra Avrupalı mühendisler patlamalı motoru icat ettiler. Bu buluşu, Alman Rudolf Diesel'in geliştirdiği içten yanmalı motor izledi. 1914 yılında trafiğe çıkan iki milyon taşıt, henüz demiryolunun üstünlüğünü tehdit etmese de hiç şüphesiz yepyeni bir çağı başlatıyordu.
Elektriğe gelince, bu enerji tam yüz yıldan beri incelenme konusuydu. Ancak sanayide üretimi ve kullanımı, Belçikalı Zenobe Gramme'ın jeneratörü buluşundan ve Fransız Aristide Berges'nin bunu 1869 yılında bir su çavlanına yerleştirmesinden sonra gerçekleşti. Aristide Berges bu enerji kaynağına « beyaz kömür » adını verdi. 1882 yılında fizikçi Marcel Deprez elektriği yüksek gerilimli akıma dönüştürdü. Bu gelişim elektriğin iletimi için gerekli koşuldu ve hemen pratik sonuçlar verdi: Gramme'ın tersinir makinesi ilk elektrik motorunu oluşturdu. Amerikalı Thomas Edison 1878 yılında akkor lambayı buldu. Bunları kısa süre içinde diğer buluşlar izledi; yeni bir sanayinin temelini oluşturan elektroliz bulundu; dolayısıyla elektrolize dayanan elektrometalürji, alüminyum üretimini sağladı.
Bütün bu buluşlar, İsveç, Norveç, İsviçre, İtalya ve Güneydoğu Fransa gibi kömürü bulunmayan dağlık ülkelerin ekonomilerinin gelişmesine olanak verdi. Aynı dönemde petrol, Amerika Birleşik Devletleri'nin ilerlemesini kolaylaştırdı. Öte yandan Almanya yeni buluşlara uyum sağladığından, sanayinin haritadaki dağılımı İngiltere aleyhine değişti. Yeni enerji kaynakları olmayan bu ülke, donanımlarının eskimesi sonucu nispî bir gerilemeye uğradı.
Sonuçları:
1 ) Üretimde aletin yerini makine aldı ; seri üretime geçildi.
2) Üretim patlaması yaşandı; uluslararası ticaret hızlandı
3) Büyük şirketler kuruldu: sermaye birikimi daha da yoğunlaştı
4) Büyük üniteli fabrikalar kuruldu; yeni bir sosyal sınıf doğdu (işçi sınıfı)
5) Köyden kente göç başladı; kentleşme hızlandı; dünyanın ilk gecekonduları meydana geldi.
6) Hammadde kaynakları ve pazar alanları bulma yarışı sanayileşen ülkeler arasında rekabete yol açtı.
7) Emek ve sermaye arasında çelişkiler yoğunlaştı; işsizlik bir yandan artarken öte yandan teknoloji alanlarında yeni yenilikler görüldü.
Yorum: işsizliğin artması, işgücünün önemli bir unsur olmasına karşın ucuz olmasına yol atı. Bu durumda işçi sınıfı kendini korumak için sendikalaşmaya başladı. Böylece çalışma hayatında yeni bir dönem başladı.
8) Uluslararası ekonomik ve kültürel ilişkiler arttı.
9) Sosyalizm ve Liberalizm gibi düşünce akımları ortaya Çıktı.
UYARI: Osmanlı imparatorluğu endüstri devriminin dışında kaldı. Bunun temel nedeni bilim ve teknoloji alanlarındaki gelişmelerin izlenememesi, uzağında kalınması ve bu gelişmeleri doğrudan yaratacak olan sermaye birikiminin olmayışıdır.
Osmanlı Devleti bu devrimin sonuçlarına katlanmak zorunda kalmıştır. Sanayileşme sonucunda Osmanlı Devletinde;
a) Yerli el tezgahlarına dayalı sanayi çöktü; ülke hammadde üreticisi konumuna düştü.
b) Dış ticarette denge bozuldu, ekonomi dışa bağımlı hale geldi.
c) Dışarıdan bol sayıda ucuz malların girmesiyle ülke, Batılıların açık pazarı haline geldi.
d) Devlet gelirleri üzerine ipotek kondu; devlet giderek yarı sömürge durumuna düştü.
e) Ülkede Lonca teşkilatı önemini yitirdi, işsizlik arttı.
FRANSIZ İHTİLALİ (1789)
Fransa, koyu bir mutlakıyetle yönetiliyordu. Eşitsizlik üzerine kurulmuş sosyal bir yapıya sahipti. Ülkenin bütün yükü köylü sınıfının üstünde idi. Köylüler, yokluk ve sefalet içinde yaşıyorlardı. Fransa, XVIII. yüzyılda mali zorluklar içinde idi. Saray ve savaş masrafları maliyeye büyük bir yük getiriyordu. Bunu karşılamak için de vergiler arttırıldı. Halk, bu ağır vergiler altında ezilmeye başladı. İngiltere, bu dönemde meşruti bir yönetime sahipti. Fransız aydınları, bu yönetimin kendi ülkelerinde de uygulanmasını istiyordu. Bu nedenler, 14 Temmuz 1789 yılında Fransız İhtilali'nin başlamasına neden oldu. İhtilal, kısa zamanda bütün ülkeye yayıldı. Soyluların ve kilisenin malları yağmalandı. Krallık yönetimine son verilerek cumhuriyet ilan edildi. İhtilal bir takım dönemlerden geçerek 1804 yılında sona erdi. Napolyon'un başa geçmesi ile imparatorluk dönemi başladı.
Nedenleri:
1 ) Mutlak monarşinin halka baskı yapması ; siyasal özgürlüklere yer vermeyişi
2) Fransa'nın uzun süren savaşlarda yıpranmasından dolayı mali durumunun kötüleşmesi
3) Ekonomik yozlaşmanın faturasının halka ödettirilmek istenmesi
4) Halkın vergileri ödeyemez hale gelmesi
5) Aydın fikir adamlarının halkı etkilemesi
6) Halkın çeşitli sosyal sınıflara ayrılması ve bu sınıflar arasında uzlaşmaz çelişkilerin artması
7) Kilise ve soyluların devlete egemen olması
8) İngiltere ve ABD'deki demokratik yönetimlerin Fransız halkını etkilemesi
Yaydığı Fikirler
Milliyetçilik (Ulusçuluk): Çok uluslu devletlerin parçalanmasına, yerine ulusal
devletlerin kurulmasına yol açtı.
Ulusal Egemenlik: Monarşilerin yıkılıp, yerine Cumhuriyet ve demokratik rejimlerin kurulmasına yol açtı
Anayasacılık: Mutlak monarşilerin yerini meşruti yönetimlere bırakmasına yol açtı
insan Hakları: ilk defa İngiltere’de ve daha sonra ABD'de kabul edilen bu haklar, Fransız İhtilali’nden sonra dünyaya yayıldı ve evrensel hale gelmeye başladı. Bu doğal haklar; hürriyet, mülkiyet, güven ve zorbalığa karşı direnmedir
Adalet, Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, gibi ilkeler ile demokrasinin ilke ve kuralları oluştu
ihtilal Savaşları (1792 .1815)
Fransız İhtilali’ne mutlakıyetle yönetile gelen Avrupa ülkelerinin ilk tepkisi, Fransa'ya savaş ilan etmek olmuştur.
ihtilal Savaşları özellikle Prusya ve Avusturya monarşilerinin, Fransız ihtilal fikirlerinin yayılmasını engellemek, rejimlerini korumak ve Fransa'da yeniden mutlak krallığı kurdurmak istemesi amacıyla çıkmıştır.
Fransa'ya karşı Almanya, Avusturya, Prusya, İngiltere, Hollanda, Napoli ve Sardunya devletleri I. Bağlaşmayı kurmuşlardır (1792 -1797)
Napolyon'un Osmanlı ülkesi olan Mısır'ı 1798'de işgal etmesiyle Fransa'ya karşı II. Bağlaşma kuruldu. Bu bağlaşmaya İngiltere, Rusya, Avusturya, Napoli Krallığı ve Osmanlı Devleti katıldı.
Fransa 1801 El-Ariş antlaşmasıyla Mısır'dan çekildi 1802'de İngiltere Fransa ile Amyen Antlaşmasını imzaladı
UYARI: Tarihte ilk Osmanlı-Rus-İngiliz işbirliği Fransa'nın Mısır'ı işgal etmesiyle oluşmuştur.
1804'de, Napolyon'un imparatorluğunu yeniden ilan etmesi ve kıta Avrupası'nın büyük bir bölümünü işgal etmesiyle Avrupa dengesi de bir kere daha bozuldu.
Fransa, yalnızlığa düşmemek için Rusya ile 1807'de Tilsit Antlaşmasıyla işbirliğine girdi. Bu Antlaşma ile Fransa, Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki tüm isteklerini kabul etti. Bu durum karşısında İngiltere deniz ablukası uyguladı. Fransa ise kara ablukası ile buna karşılık verdi. Fransa'nın 1812'de Rusya'yı işgale kalkması Fransa'nın hüsranıyla sonuçlandı.
Sonuçları
1 ) Ulusal devlet yönetimleri ağırlık kazanmaya başladı.
2) Ulusal egemenlik, Ulusçuluk, Anayasacılık, Adalet, Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik, insan Hakları, Demokrasi gibi ilkeler yayılmaya başladı. Bu fikirler kısa zamanda bütün ülkelere yayıldı. İhtilalin getirdiği en önemli yenilik insan haklarıdır. Fransızlar daha önce yayınlanan İngiliz ve Amerikan insan hakları bildirgelerini göz önüne aldılar. Daha kapsamlı bir bildirge hazırladılar. Bu bildirge, diğer milletler tarafından kabul edildi.
3) Sosyal devlet anlayışı benimsenmeye başlandı (Yasama, yürütme, yargı yetkileri birbirinden ayrıldı)
4) Burjuva sınıfı yönetimde ağırlıklı bir güç haline geldi.
5) Cumhuriyet ve demokrasi anlayışları Avrupa'da yayılmaya başladı
6) Yeniçağın sona ermesine yakınçağın başlamasına yol açtı.
NOT: Fransız İhtilalinin Fransa dışında en etkili olan ilkesi ulusçuluk, Osmanlı İmparatorluğu’nu derinden etkilemiştir. ilk isyan eden ve ayrıcalık elde eden Sırplardan başka, 1829 Edirne Antlaşmasıyla Yunanlılar Osmanlıdan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.
VİYANA KONGRESİ (1815)
Napolyon Savaşları yüzünden bozulan Avrupa siyasal dengesini yeniden kurmak amacıyla İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya bir araya gelerek bir ittifak daha oluşturdu.
Orta Avrupa'da hiç bir gücün diğer bir gücü ezecek biçimde güçlenmesine izin vermemeyi temel ilke edinen bu ittifak, Avrupa'da diplomasi tarihini öncelikli kılan çaba içine girdi.
Fransız İhtilali’nin Avrupa'ya yaydığı hürriyet, milliyet ve eşitlik ilkelerini göz ardı eden bu ülkelerin temel amacı, rejimlerini korumak, Fransa'yı sınırları içinde hapsetmek ve Fransa'da yeniden mutlak krallığı getirmektir.
Bu amaçla, Napolyon'un egemenliklerine son verdiği krallar, ülkelerine ve tahtlarına yeniden kavuşmaları için yapılan mücadelede başarılı oldular Viyana Kongresi'nden (1815), Navarin olayına (1827) kadar olan dönem bu yüzden Restorasyon Dönemi olarak adlandırılmıştır Bu dönemin en ağırlıklı kişisi Avusturya Arşidükü Meternih olmuştur. Bu yüzden Denge Siyaseti, mimarından dolayı Meternih sistemi olarak da adlandırılmıştır
1830 İHTİLALİ
Nedeni: Fransa'da kralın tam bir mutlakıyet kurmak istemesi
Fransa Kralı X. Şarl, asiller ve kiliseye dayanarak anayasayı kaldırmaya çalıştı. Meclis dağıtıldı. Basın özgürlüğü kaldırıldı. Bunun üzerine halk ayaklandı. Kral ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Fransa'da yeniden meşruti krallık kurulmuş oldu.
Fransa'da başlayan ihtilal, diğer Avrupa ülkelerini etkiledi. Belçika ve Hollanda birbirinden ayrıldı. İsveç ve Norveç birleşik krallığı dağıldı. Lehistan’da halk, bağımsızlık yolunda ayaklandı. İngiltere ve İsviçre’de Liberaller yönetimi ele geçirdi.
Sonuçları:
1 ) Fransa'da meşruti krallık kuruldu.
2) Haklar ve özgürlükler genişletildi.
3) ihtilal Avrupa'ya yayıldı. Bunun sonucunda;
a) Belçika; Hollanda'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.
b) İsveç ve Norveç ayrı krallık haline geldi.
c) İngiltere ve İsviçre’de Liberaller ve demokratlar işbaşına geçti.
1848 İHTİLALİ
Nedenleri:
1) 1830 ihtilali sonucu Fransa'da kurulan meşruti yönetimin yurttaşların tamamına oy hakkı vermeyişi
2) Sanayi Devriminden sonra işçi sınıfının güçlenmesi ve örgütlenerek Sosyalist Partiyi kurmaları
XIX. yüzyılın ilk yarısında sanayi alanında gelişmeler oldu. Şehirlerde yeni bir işçi Sınıfı ortaya çıktı. İşçi hakları ile ilgili olarak yeni fikirler ve hukuk kuralları ortaya Çıktı. Sosyalist partiler kuruldu.
Fransa kralı, işçi sınıfına karşı sert önlemler aldı. Bunun üzerine Paris'te bir ayaklanma başladı. Kral ülkeyi terk etti. Fransa'da cumhuriyet ilan edildi. Fransa'da başlayan ihtilal hareketleri, diğer Avrupa ülkelerini de etkiledi. Krallar, yeni anayasalar hazırlamak zorunda kaldılar. Halka yeni haklar tanındı. Bu hareketlerden en çok Avusturya etkilendi. Avusturya, Rusya'nın yardımı ile Leh ve Macar milliyetçilerini bozguna uğrattı. Milliyetçilerin bir kısmı Osmanlı Devleti'ne sığındı.
Sonuçları:
1 ) Bütün Fransızlara seçme ve seçilme hakkı verildi
2) Ölüm cezası ve köle ticareti kaldırıldı
3) Fransa'da önce Cumhuriyet ilan edildi Fakat bir süre sonra, III. Napolyon imparatorluğunu ilan etti
4) ihtilaller Avrupa'ya da yayıldı. Bunun sonucunda;
a) İtalya, Prusya, Hollanda ve Belçika’da krallar, halklarına anayasalar ve yeni haklar vermek zorunda kaldılar
b) İngiltere’de seçim hakları genişletildi ve işçilere yeni haklar tanındı
c) Alman ve İtalyan birliklerinin temelleri atıldı.
d) Rusya ise bu ihtilallerden etkilenmedi.
e) Macarlar, Çekler, Hırvatlar ve İtalyanlar Avusturya'ya karşı özgürlük için isyan ettiler.
SOSYALİZM VE SENDİKALİZMİN DOĞUŞU
SANAYİ DEVRİMİ'NİN İŞÇİLERE dayattığı hayat şartları, XIX. yy'da « toplumsal
sorun » kavramının öne çıkmasına sebep oldu. İşverenlerin ve iktidarların
sunduğu seçeneğin -ya paternalizm ya baskı- dışında iki hareket, sosyalizm
ve sendikacılık gelişti. Yeni bir dünya, bir ütopya » öneren sosyalizm, yüzyılın
ikinci çeyreğinde Fransa'da doğdu ve en parlak dönemine 1848 devrimleriyle
ulaştı. Başlangıçta kanundışı olan sendikacılık ise, işçilerin kendilerini
savunma ve dayanışma isteklerinin ifadesiydi. Sanayi devriminin beşiği İngiltere'de
ortaya çıkan bu hareket, 1850'den sonra iyice güç kazandı. Bu iki hareket
birbiriyle çakışmadan paralel bir ilerleme gösterdi.Ütopik sosyalizm, Fransız
kuramcı Proudhon'un reformcu anarşizmiyle sürüp giderken, Alman Karl Marx
da işçi hareketine, ulusal sınırları aşarak dünyayı değiştireceği öngörülen
bir doktrin kimliği kazandırdı.
Yüzyılın son çeyreğinde anarşizm, bu noktadan itibaren sosyalizmden ayrılarak, üç kola ayrıldı: anarşist sendikacılık, özgürlükçü idealizm ile Ravachot ve Bonnot çetesi ve Belle Epoque dönemi Fransa'sı ile Çarlık Rusyası'nı sarsan terörizm. Öte yandan ütopyacılardan ayrılan sosyalizm hareketi, Marksizm ile sınırlı kalmıyor, İngiliz İşçi Partisi'nden ve Fransız sosyalizminin öncüsü Jean Jaures'in fikirlerinden esinleniyordu. Marksizm de kendi içinde ikiye bölündü: Alman Eduard Bemstein'ın geliştirdiği revizyonist hareket ile Lenin ve Rosa Luxemburg'un öncülüğünde gelişen devrimci hareket.
Kilometre taşları
1824 İngiltere'de işçi örgütlenmelerine izin veren kanun.
1837-1839 İngiltere'de ilk politik işçi hareketleri .
1851 İngiltere'de makinistler sendikası kuruldu: Trande Uniqn hareketi yeniden doğuyor.
1864 Londra'da Uluslararası İşçi Birliği (UIB) kuruldu; Fransa'da grev hakkı kabul edildi.
1868 AImanya'da ilk sendika merkezleri kuruldu.
1871 Paris Komünü başarısızlığa uğruyor.
1876 I. Enternasyonal dağıldı.
1884 Fransa'da Waldeck-Rousseau kanunuyla işçilere sendika kurma hakkı tanındı.
1888 Ispanya'da Genel Işçi Sendikaları (Union general de ırabajadoresJ kuruldu.
1889 Paris'te II. Entemasyonal kuruldu.
1895 Fransa'da Genel İş Konfederasyonu kuruldu.
1905 Fransa'da Sosyalist Parti (SFIO) kuruldu.
1906 İngiliz İşçi Partisi ve Iwlya'da Genel İş Konfederasyonu kuruldu; Fransa'da sendikalizmin politik anlamda sosyalizmden bağımsız olduğu ilan edildi (Amiens Şartnamesi).
MACAR MÜLTECİLERİ SORUNU (1848)
Avusturya'ya isyan eden Macarlardan bir grup Osmanlılara sığındı. Osmanlı Devleti, Avusturya ve onlara yardım eden Ruslara, Macarları geri vermedi.
Osmanlı Devleti'nin bu tutumu kendisine Avrupa'da büyük bir saygınlık sağladı. Kırım Savaşı'nda İngiltere ve Fransa'nın Rusya'ya karşı Osmanlı Devletini desteklemelerinde de etkili oldu.
NOT: 1870'de Piyemonte Krallığı öncülüğünde İtalya, 1871 'de Prusya Krallığı öncülüğünde Almanya ulusal birliklerini kurdular. Ulusal birliklerini geç tamamlayan bu ülkelerin sömürge arayışları I. Dünya Savaşının en önemli nedenini oluşturur.
19.YÜZYILDA OSMANLILAR VE AVRUPA
YA DA ŞARK MESELESİ
Sanayileşen Avrupa, bunun bir sonucu olarak geniş pazarlara ve hammadde kaynakları bulunan topraklara ihtiyaç duymaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak da artık sömürgecilik ve yeni sömürgeler elde etmek sanayileşen Avrupa devletleri için en önemli sorunlardan bir tanesidir.
Siyasi gücünü kaybetmeye başlamış, ekonomik anlamda da Avrupa’nın yarı-sömürgesi haline gelmiş olan Osmanlılar, sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan tüm Devletlerin iştahını kabartmaktadır: Bir yandan Balkanlar’ı ele geçirmek isteyen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, diğer yandan Boğazları alarak sıcak denizlere inmeyi düşünen Rusya, başka bir taraftan dünya ekonomisini elinde bulunduran ve Osmanlı hammaddesini istediği gibi kullanmayı düşünen İngiltere ve Fransa. İşte bu büyük karmaşa içerisinde Osmanlının Avrupa’nın güçlü devletleri tarafından paylaşılması hiç de kolay görünmemektedir.
Her şeyden önce İngiltere; Rusya’nın Boğazları alarak güçlenmesini ve kendi sömürgesi olan Hindistan yolunun önemli bir kısmını ele geçirmesini istememektedir. Fransa ise Balkanlar’ı ele geçirmiş güçlü bir Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Akdeniz’e inmiş bir Rusya’yı hayal bile etmek istememektedir. Bu açıdan bakıldığında 19. yüzyılın sonuna kadar İngiltere ve Fransa Osmanlı’nın ayakta kalabilmesi için desteklerini esirgememişlerdir. Bu destek olmasa zaten Osmanlı devleti 19. yüzyılın başlarında muhtemelen dağılmış olurdu. Osmanlı’yı 20. yüzyılın başlarına kadar ayakta tutan şey Avrupa’daki siyasi dengeler olmuştur. Avrupa’da Şark Meselesi ya da Doğu Sorunu denen bu durum yani Osmanlı’nın paylaşımı sorunu, tüm 19. yüzyıl politikasının en belirleyici motiflerinden birisi olmuştur.
Osmanlılar ise b,ir taraftan dağılmayı engelleyecek tedbirler almaya çalışırken, diğer taraftan da İngiltere ve Fransasız ayakta kalamayacağını bildiğinden, bu devletlere bolca taviz vermektedir. Bu durum 19 . yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yarı-sömürge bir devlet haline gelmesine neden olmuştur.
Dönemin yaygınca kullanılan tabiriyle, “hasta adamı öldürelim mi, böyle mi kalsın” tartışması ve mücadelesi 19. Yüzyıl boyunca devam etmiştir. “Zararın neresinden dönersek kardır” diye düşünen Osmanlı ise kurtulabilmek için Batılılaşmayı artık tek çare olarak görmektedir.
kaynaklar:
* Dünya Tarihi,W.McNeil
* 20.Yüzyıl Dünya Tarihi, Prof.Dr. Fahir Armaoğlu
* Siyasal Tarih, Prof.Dr.Oral Sander
* Dünya Tarihi, W.McNeil