Evvela, 31 Mart Vakasinin sebepleri nelerdi?
A) Bu
olayin asil sebebi, Ittihadcilarin yaptiklari zulüm ve istibdaddi. Ittihadcilar,
tam bir zorba kesilmislerdi ve muhaliflerini sokoklarda öldürecek kadar azitmislardi.
Mesela, Ismail Mahir Pasa, muhalif gazetecilerden Ahmed Samimi ve Hasan Fehmi
Bey Istanbul caddelerinde açikça öldürüldü ve faili meçhuller artmaya basladi.
Sultan Abdülhamid, Mesrutiyen geregi icraya karismiyor ve sadece temsil vazifesini
görüyordu. Devlete daha çok hakim olmayi isteyen Ittahadcilar, yabanci devletler
tarafindan Abddülhamide karsi bir seyler yapmaya zorlaniyorlardi. Onlar için
tek hedef, gölgesinden dahi korktuklari Sultan Abdülhamid idi.
B) Osmanli Devletini yikma planlarinin yapildigi Meclisteki vekillerin degismesi için, millet tam manasiyla kayniyordu. Ermenistan ve Rum Pontus tartismalariyla ugrasan Meclisteki vekillerden halk rahatsizdi.
C) Icradan uzak tutularak kösesine çekilmeye mecbur edilen Sultan Abdülhamidin yeniden devlet ve millet lehine harekete geçmesini arzu edenler vardi. Çünkü Itihadcilar, Ingilizlerin masasi gibi, onu tahttan indirmek için mesgullerdi.
D) Asker siyasete karismisti. Aldigi askeri ve dini terbiyeye aykiri isler yapmaya baslamisti. Mesela Selanik ve Manastirdan Istanbula getirilen III. Orduya ait subaylari fiyakasindan halk ve diger ordu mensuplari yaka silkmeye baslamislardi. Bununla kalmayip Ittihadcilar, Istanbulu korumakla görevli I. Orduyu tahkir ederek, III.Ordunun Selanikteki tümeninden nigahbân-i hürriyet ve muhâfiz-i mesrutiyet adiyla avci taburlarini Istanbula sevk ettiler.
E) Hasan Fehmi Bey basta olmak üzere, faili meçhul olaylarin artmasi milleti tedirgin ediyordu.
F) Ittihadçilar kendilerine muhalif gördükleri subaylari ve hatta askerleri kadro disi ediyorlardi; açikça bir tasfiye hareketi baslamisti. Bu durum da ciddi bir gerginlik sebebiydi.
G) Hürriyet adi altinda her türlü ahlaksizlik serbest hale gelmisti. Açikça ?er-i serife aykiri isleri yapan Ittihadcilara karsi, halkta ve özellikle de sagini solundan ayiramayan Dervis Vahdet gibi bazi dindarlarda, idareye karsi bir nefret olusmaya baslamisti.
Bütün bu sebeplerin bulundugu bir ortamda, özellikle 24 Temmuz 1908-14 Nisan 1909 tarihleri arasinda, her iki tarafa ait gazeteler, gerginligi artirici yayinlar yapiyorlardi. Partiler, sanki bir iç savas olacak gibi fedai yazmaya baslayan cemiyetler kurmaya basladilar. Ittihadcilar, zafer sarhosluguyla baski ve zorbaliklarini daha da artirmaya basladilar. Sinirsiz hürriyet anlayisi, askerlere kadar asilandi ve erler subaylara itaat etmez hale geldiler. Dine ve ahlaka aykiri bazi seyler, askerlere telkin edilmeye baslandi. Orduda itaat ve ahlak bozulmaya baslayinca, dinde hassas ama muhakeme-i akliyede eksik olan bazi nâdânlar, iyilik yapiyorum zanniyla bazi fitne tohumlarini ekmeye basladilar. Hürriyetin yanlis anlasilmasi ve tatbik edilmesi sonucunda, devletin idaresi cahillerin elinde kaldi ve herkes kendi basina hareket eder hale geldi. Istanbul serseri mayinlarla dolu bir hale gelmisti.
Iste Ingiliz Gizli Servisinin tahrikleriyle hareket eden Ittihad ve Terakkiciler, 31 Mart 1325 günü yani 14 Nisan 1909 tarihinde, gergin durumu firsat bilerek tertiplerini fiiliyata dökmeye karar verdiler ve III. Ordudan getirdikleri avci taburlarina mensup neferlerin fisegini patlattilar. Baslarinda tek bir subayin dahi bulunmadigi ve sadece basçavus ve çavuslarin komuta ettigi bu erler, ?eriat isterüz deyü isyan ettiler. Ayasofya ve Sultanahmed Camii önlerinden toplanan kalabalik, Sadrazam Hüseyin Hilmi Pasa ile Meclis-i Mebusan Reisi Ahmet Riza Beyin azlini ve bütün Ittihadcilarin sürgün edilmelerini istiyorlardi. Yukarida zikredilen sebeplerden dolayi, isyan eden askerlere, basta hamallar olmak üzere her çesit insan karismisti.
Görünürde Ittihadcilara karsi, seriati ve onun teminati olan Abdülhamidi kurtarmak için yapilmis bir isyandi. Ancak tamamen Ittihadcilarin ve Ingiliz Gizli Servisinin, Abdülhamidi tahttan indirmek ve bu arada dindar halki da ezerek gözdagi verilmek için yapilmis bir tertipti. Bu serseri mayin gibi isyan eden askerler, Ittihadcilarin ileri gelenlerinden Ahmet Riza Bey zannederek Adliye Nâziri Nâzim Pasayi ve Gazeteci Hüseyin Cahid zanniyla da Milletvekili Emir ?ekib Arslan Beyi öldürdüler. Sultan Hamid, II. Tümen kumandanini çagirarak âsileri dagitmasini istedi; ancak Padisahin talimatini dinlemeyen komutan Ordu Komutanindan emir almadigini söyleyecek kadar alçalmisti. Maalesef Ittihadci olan ve sonradan bu haline çok pisman olan Mahmud Muhtar Pasa ise, emir vermemekte direndi. Daha sonra isyan eden bu cahil askerlere, kendileri gibi cahil olan hamallar ve de sagini solundan fark edemeyecek kadar ahmak olan bazi dindarlar da katildi. Zaten Ittihadcilarin muhalifleri de böyle bir firsat bekliyordu. Onlar da akilli hareket edemediler. Is, çigirindan çikmisti. Bediüzzaman basta olmak üzere, bir kisim akilli Islam alimleri, askerlere ve hamallara, bunun bir oyun oldugunu ve oyuna gelmemeleri gerektigini ikaz ettiler. Hatta Bediüzzaman, bir nutuk ile sekiz taburu itaata getirmisti.
Ittihadcilar, Ingilizlerin aleti olmuslar ve bütün Müslümanlarin ümidi haline
gelen Abdülhamidi indirmekten baska gaye gütmemislerdir. Bu olayi kendileri
tertip etmelerine ragmen, israrla bir irtica olayi oldugunu ifade etmeleri,
günümüze kadar gelen devlet ile milletin arasini açmak adetinin kötü bir baslangici
oldu. 
Firsati ganimet bilen Ittihadcilar, olaylar büyüyünce, Selanikten Hareket Ordusu adini verdikleri kuvvetleri, Padisahi kurtarmak gibi yalanci bir sloganla Istanbula sevk etmeye basladilar. Bu hareket ordusunun sadece kumandani olan Mahmut ?evket Pasa Müslüman ve Türktü. Askerlerin çogu, yagmaci ve Müslüman katili olan Makedonyalilardi. Tam bir çapulcu ordusuydu. Olayin vahametini anlayan Istanbuldaki generaller ve özellikle I. Ordu Komutani Nazim Pasa, Sultan Abdülhamide müdahele etmeleri gerektigini anlattilarsa da, Müslümani Müslümana kirdirmayacagini söyleyen Padisah, onlara gerekli talimati vermedi. I. Ordu Kumandani Nazim Pasaya, Hareket Ordusuna silah çekmemeleri için yemin bile ettirdi. 25 Nisanda Hareket Ordusu, Yunan ordusu gibi davrandi ve Yildiz Sarayini yagmaladi. Kütüphane disinda Padisahin altin arabasini bile parçalayip götürdüler. Daha sonra da 27 Nisan 1909da Meclis-i Umumiyi toplayarak Abdülhamidi hal kararini silah zoruyla çikardilar. En önemli ithamlari, 31 Mart Vakasini tertip etmekle suçlamak idi. Halbuki bu tamamen yalandi. I. Orduya talimat vermemekte direnen Padisah, Müslümani Müslümana kirdirmakla itham ediliyordu.
Kisaca 31 Mart Olayi, Ittihadcilarin tertipledikleri bir fitneydi; ancak muhalifleri olan Kâmil Pasa-zâde Said Pasa, Ismail Kemal Bey, muhalif gazetecilerden Mizanci Murad ve Volkan Gazetesi bas yazari Dervis Vahdeti gibi bazi safdiller de durumdan pasta çikarmak ugruna atese körükle gittiler ve fitne atesini söndürmek yerine daha da alevlendirdiler. Neticede düsmanlar kâr etti; devlet, millet ve din zarar etti. Çünkü kurulan Divan-i Harb-i Örfî çok masumlari idam sehpalarinda sallandirdi. Din düsmani kesimlerin eline de tam bir irtica sermayesi verilmis oldu. Bediüzzaman gibi allâmeler bile, 31 Mart Olayi ile suçlandilar; ama beraat ettiler.1
*****
Dipnot:
1- Kuran, Ahmed Bedevi, Inkilap Tarihi ve Jön Türkler, sh. 276 vd.; Osman
Nuri, Abdülhamid-i Sâni ve Devr-i Saltanat, c. I, sh. 111; Danismand, Osmanli
Tarihi Kronolojisi, c. II; Öztuna, Osmanli Devleti Tarihi, c.I, sh. 616-619;
Bediüzzaman Said Nursi, Âsâr-i Bedîiyye, sh. 309, 316-317, 324, 395-396,
441; Mektûbât, sh. 429; Badilli, Tarihçe-i Hayat I, sh. 235-260
Tarihçiler bu olayin, kendi zulümlerini örtmek isteyen Ittihadcilarin, II.
Abdülhamidin tahttan indirilmesini temin etmek için, Ingiliz Gizli Servisinin
yardimi ile ve Ingilizlerin aleti olarak tertipledikleri bir hadise oldugunda
ittifak etmislerdir.
Kaynak: Yeni Dünya Dergisi