|
SULTAN ABDÜLAZİZ |
||
| |
![]() |
Babası : Sultan İkinci Mahmud Annesi : Pertevniyal Valide Sultan Doğumu : 08 Şubat 1830 Ölümü : 04 Haziran 1876 Saltanatı : 25 Haziran 1861 - 30 Mayıs 1876 |
Ağabeyi Sultan Birinci Abdülmecid'in vefatı üzerine 25 Haziran 1861 günü tahta çıktığında 31 yaşındaydı. İsrafçı bir padişah olarak tanınmasına rağmen, çok sade giyinir, sarayda bir terlik, bir entari ile dolaşırdı. Babası öldüğü zaman dokuz yaşlarındaydı. Ancak ağabeyi Sultan Birinci Abdülmecid, onun eğitimine çok önem verdi. Şehzadeliği sırasında rahat ve korkusuz bir hayat sürdü.
Çok iyi Fransızca konuşurdu. Şiire ve müziğe de ilgisi vardı. Kendine ait
besteleri vardır. Resim yapma kabiliyeti de çok üstün olan Sultan Birinci
Abdülaziz, Osmanlı donanmasına ısmarlayacağı gemilerin planını bizzat kendisi
çizmişti. Ok atmayı, ata binmeyi, avlanmayı ve özellikle güreşmeyi çok severdi.
Güçlü, kuvvetli ve pehlivan yapılıydı. En iyi pehlivanlarla güreşir ve sırtlarını
yere getirirdi.
Rusya'nın ve Fransa'nın baskıları sonucu 8 Eylül 1862 tarihinde imzalanan İstanbul Protokolü ile Belgrad kalesinin iç kesimleri Osmanlılara kalacak, dış bölgeleri ise Sırplara bırakılacaktı.
Girit'e gönderilen Sadrazam Mehmed Emin Ali Paşa, 6 Ekim 1867'de adanın yeni
statüsünü belirlemek için bir ferman yayınlattı. Bu fermanla Girit'e yeni
bir idare şekli getiriliyordu. Sivil yönetim padişahça atanan yeni valiye,
Askeri idare ise komutana veriliyor, atanan valinin biri müslüman diğeri hıristiyan
iki yardımcısı olacaktı. Gümrük vergisi hariç diğer vergilerden ada muaf olacak,
iki resmi dili olacaktı. Karma meclis tarım, bayındırlık, ticaret ve endüstri
işlerini planlayacaktı.

Osmanlı içinde yaşayan özellikle gayri müslim milletler Fransız İhtilalinin getirdiği özgürlükçü ve milliyetçi duygulardan ve Avrupalı devletlerin kışkırtmaları sonucunda yeniden ayaklanmaya başlamışlardı.
Mısır'a önem veren Abdülaziz sonraki yıllarda da Mısırla ilgili yeni düzenlemelerde
bulundu. Mısır Valileri 2 Haziran 1866 gününden itibaren "Hıdiv"
ünvanıyla anılmaya başlandı.
Mısır seyahatinden önce yaptırdığı Harbiye binası,
Aksaray Valide Camii,
Sadabad Camii,
Maçka sırtlarında Aziziye Camii,
Yine Konya'da Aziziye Camii,
Beylerbeyi Sarayı ve Çırağan Sarayı onun döneminde inşa edildi.
Sultan Abdülaziz'in 21 Haziran 1867 günü İstanbul'dan hareketinden, 7 Ağustos
1867 günü İstanbul'a dönüşüne kadar bir ay on altı gün süren bu Avrupa seyahati,
bilhassa Rusya ile müttefik şekilde hareket eden Fransa'ya, Balkanlardaki
Türk siyasetini açıklamak ve yeni bir Rus savaşını önlemek amacıyla düzenlendi.

Sultan Abdülaziz döneminde donanmanın modernleştirilmesine de çalışıldı. 1875 yılına doğru Türk donanmasında 816 top taşıyan 21 zırhlı ve 173 yardımcı gemi vardı. Türk Bahriyesinde 50.000 efrad, 700 subay, 208 yüksek rütbeli subay, 11 Tümamiral, 6 Koramiral ve üç Oramiral vardı. Bu görüntüsüyle İngiltere ve Fransa'dan sonra dünyanın üçüncü büyük donanması haline gelmişti.
Sultan Abdülaziz 14 sene 11 ay beş gün tahtta kalmıştır. Bu süre içerisinde meşrutiyet fikrine başta sıcak baksa da, sonraları değişip bu fikri savunanlara karşı zor kullanacaktır.Dönemin aydınlarından Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa ile padişahlığının ilk dönemlerinde sıcak ilişkiler kurduysa da Namık Kemal'i Vatan Yahut Silistre piyesinden sonra Kıbrıs'a sürgün edecek kadar sertleşmiştir. Ülkede meşruti yönetimin gelmesini isteyenlerin yarattığı bu özgürlük havası içerisinde Abdülaziz'in tahttan indirilmesi konusunda kamuoyu oluşturuldu. Mithat Paşa'nın kışkırtmaları sonucu üniversite öğrencileri 10 Mayıs 1876 tarihinde bir protesto yürüyüşü düzenlediler. Bundan bir süre sonra, 30 Mayıs 1876 salı günü sabaha doğru saray Hüseyin Avni Paşa komutasındaki askerlerce basılmış ve Sultan Abdülaziz kansız şekilde tahttan indirilmiştir.
Sultan Abdülaziz'in tahtan indirildikten dört gün sonra, hapis hayatı yaşadığı
Feriye Sarayında sakalını düzeltmek için istediği söylenen makasla bileklerini
keserek intihar ettiği söylense de öldürülmüş olabileceğine dair kanıtlar
da vardır (4 Haziran 1876).