Muhasara bütün siddetiyle devam ediyordu. Vidin'de toplanan Osmanli donanmasi Segedin' den gelecek yardima engel olmak için Belgrad önüne geldi ise de, Hunyad'in donanmasina maglûb oldu. Siddetli bir hücuma geçilecegi sirada Hunyad kaleye yardima geldi. Bu durum savasin siddetini bir kat daha arttirmisti. Pâdisâh o zaman Karaca Pasa'ya hak verdi.
13 Haziran ile 20 Temmuz arasinda devam eden muharebeler çok kanli olmustu. Hunyad'in kumandayi ele almasi ile morali düzelen düsman, inatla bütün hücumlara karsi koyuyordu. Sultan 20 Temmuz günü Karaca Pasa'yi huzuruna kabul ederek, ertesi gün için umûmî bir taarruzun yapilacagini, kendisinin de ordunun basinda bulunacagini söyledikten sonra; "Karaca, senden her zamankinden fazla gayret beklerim. Mâruzâtin sem'i itibâra alinmadi diye neden gam çekersin?" diye sordu. Karaca gözleri dolu olarak; "Pâdisâhim! Sen hemen emret, billah Allah yolunda sehîd olmaktan gayri düsüncem yoktur. Canin ne kiymeti vardir devletlüm!" cevâbini verdi.
Ertesi gün, sabahin erken saatlerinde mehter cenk havasi vururken, umûmî hücum basladi. Karaca Pasa en öndeydi. Yaninda yeniçeri agasi Hasan Aga vardi. "Hey gaziler yürüyün!" naralari ile ileri atildilar. Muharebe bütün siddeti ile devam ediyordu. Türklerin zaferi ile neticelenmek üzere seyir takibe basladigi sirada, önce Karaca, arkasindan Hasan Aga sehîd düstü. Osmanli ordusundan bes bin kisi kaleye girmisti. Baslarinda Karaca Pasa ve Hasan Aga'nin olmadigini fark eden Hunyad, karsi taarruza geçti. Sehre girenleri çikarttiktan sonra, bütün gücüyle ordugâha saldirdi. Bunun üzerine Sultan, ordugâha giren düsmani karsiladi ve; "Kullarim ne duruyorsunuz?" narasi ile ileri atildi. Bu durumu gören yeniçeri, yeniden parlamis ve bir alev olmustu. Aksam oldugu zaman, düsman on binden fazla ölü birakarak Belgrad'a geri çekildi.
Fâtih, Karaca Pasa ve Hasan Aga'nin niçin huzuruna gelmedigini sorunca, pasalardan
biri; ikisinin de kaleye girerken arka arkaya sehîd düstükleri haberini getirdi.
Karaca Pasa son nefesini verirken; "Pâdisâhima söyleyin! Allahü teâlâmn
emrine uyarak bu cani devletim ve onun için veriyorum" demisti. Koca
Fâtih, hiç bir zor karsisinda egilmeyen basini elleri arasma alarak; "Vah
Karaca pasam! Vah Hasan'im!" diye göz yasi dökmüstü.