ILMIN KIYMETI!..
Ibn-i Kemâl Pasa, ilimde yetismesini bizzat kendisi söyle anlatir: "Sultan
ikinci Bayezîd Han ile bir sefere çikmistik. O zaman vezir, Halil Pasa'nin
oglu ibrahim Pasa idi. Sanli, degerli bir vezir idi. Ahmed ibni Evrenos adinda
bir de kumandan vardi. Kumandanlardan hiç biri onun önüne geçemez, bir mecliste
ondan ileri oturamazdi. Ben ise vezirin ve bu kumandanin huzû -runda ayakta,
esas vaziyette dururdum. Birdefâsinda, eski elbiseler giyinmis bir âlim geldi.
Bu kumandanlardan da yüksek yerde oturdu ve kimse ona mâni olmadi. Buna hayret
ettim. Arkadaslarimdan birine, kumandandan da yüksek yere oturan bu zâtin
kim oldugunu sordum. "Filibe Medresesi müderrisi, âlim bir zâttir, îsmi
Molla Lütfl'dir" dedi. "Ne kadar maas alir" dedim. "Otuz
dirhem" dedi. "Makami bu kadar yüksek olan bu kumandanlardan yukari
nasil oturur?" dedim. "Âlimler, ilimlerinden dolayi tazim ve takdir
olunur, hürmet görürler. Geri birakilirsa, bu kumandan ve vezir buna razi
olmazlar" dedi. Düsündüm; "Ben bu kumandan derecesine çikamam, ama
çalisir gayret edersem, su âlim gibi olurum" dedim ve ilim tahsil etmeye
niyet ettim. Sefer dönüsü, o meshur âlim Molla Lütfî'nin huzuruna gittim.
Sonra Edirne'deki Dârülhadîs müderrisligi bu zâta verildi. Ondan Metali Serhi'
nin hasiyelerini (açiklama ve ilâvelerini) okudum.