MISIR'IN
SÂHIBI!..
Emir Muhammed Defterdar anlatir: "Her gece yatsi namazindan sonra, arkadaslarla
bir yerde toplanir, sohbet ederdik. Âlimlerin ilminden, velîlerin kerametlerinden
anlatirdik. Bir gün yine böyle toplanmistik. Sohbet âninda söz, hâlen hayâtta
olan îmâm-i Sa'rânî'ye geldi. Onun büyüklügünü anlayamayan bâzilari, aleyhinde
dedikodu etmeye basladilar. Ben de, onlarla birlikte, aleyhinde konustum. O
gece rüyamda, kalabalik bir ordunun Misir'a bir iç karisikligi düzeltmek için
geldigini gördüm. Ordu kumandani, Misir'in Bâbünnasr denilen kapisinda durdu
ve; "Misir'in sahibi ile görüsüp, Misir'in anahtarini vermedikçe içeri
girmeyiz" dedi. "Misir'in sahibi kimdir?" dediler. O da; "Abdülvehhâb-i
Sa'rânî'dir" dedi. Kumandan, adamlarindan birini gönderdi, îmâm-i Sa'rânî'yi
evinde bulamadilar. Oglu Abdurrahmân'a durumu anlattilar. Abdurrahmân, babasinin
müsâde edecegini söyleyerek anahtari verdi. Rüyadan uyandigimda, yaptigim hatâyi
anladim. Demek ki, bu zamanda Misir'in hakîkî sultâni Abdülvehhâb-i Sa'rânî
idi. Sabah oldugunda, tmâm-i Sa'rânî hazretlerine gidip, talebesi olmakla sereflenmek
istedigimi bildirince; "Talebe olmaniz için ille anahtar mi vermek lâzimdir?"
buyurarak, gece rüyada gördüklerimi bildigini isaret etti. Onun bu kerametini
görünce, kendisine daha ziyâde baglandim.