Osmanlı Devletinde kurulan ilk düzenli kara kuvveti yaya ve müsellemlerdir.Bu kuvvet Orhan Gazi'nin veziri Aleaddin Paşa ve Çandarlı Kara Halil'in önayak olmalarıyla kurulmuştur.Piyade (yaya) ve süvari (müsellem) olmak üzere iki kısımdan oluşur.Ancak fetihlerle genişleyen Osmanlı Devletine bu kuvvetler yetersiz kalmaya başladı.Ve yeni bir askeri teşkilata ihtiyaç doğdu.Bunun üzerine Kapıkulu ocağı meydana getirildi.
Kapıkulu Ocakları
Piyadeler:
1.Acemi Ocağı:
İlk Acemi Ocağı Gelibolu'da Çandarlı Kara Halil ve Rüstem Paşaların önayak
olmalarıyla Murad I. zamanında kuruldu.Acemi Ocağına savaş esirlerinin beşte
biri (Pençik) ve Osmanlı tebasında bulunn Hristiyanların çocukları (Devşirme)
alınırdı.Bu esirlerle çocuklar önce Anadolu'da Türk ailelerin yanına Türkçeyi
ve Türk gelenek ve göreneklerini öğrenmeleri için verilirdi. Küçükler oda
hizmetinde büyükler ise devlet ileri gelenlerinin hizmetine veriliyorlardı.Sonra
bunlar, yer açıldıkça Yeniçeri Ocağına ya da Bostancı Ocağına girerlerdi.
2.Yeniçeri Ocağı:
Kapıkulu Ocaklarının en önemlisidir.Mevcudu devamlı değişmekle beraber orta
sayısı hiç değişmemiştir.Bu ortalar üç kısma ayrılmıştır.
a)Yaya Ortaları:
En eski yeniçeri ortalarıydı.Bunların her biri Deveci,Tekke,Katrancılar,İmam,Haseki,Solak,Zağaracılar,Turnacılar,Seksoncu,
Zemberekçi,Tüfenkçi ortaları gibi adlar alırlardı.
Ortabaşlarına yayabaşı adı verilirdi.Bu ortalar diğer (Ağa ve Sekban) ortalarına
göre imtiyazlı idiler.
En önemli hudut kalelerine muhafız olarak bu ortalar gönderilirdi.
b)Sekban Bölükleri:
Yaya ve atlı olmak üzere iki kısımdı.33. bölüğüne Avcı başlarına ise sekbanbaşı
denirdi.1451 yılına kadar yeniçeriocağından ayrı bir bölümdü bu tarihten sonra
Yeniçeri ağalarının sekbanbaşı olması kuralı getirildi.Piyade ve süvari sekbanlar
padişahla birlikte ava çıkarlardı.
c)Ağa Bölükleri:
Bayezıd II. zamanında kuruldu.Padişahın cülûsu sırasında bazı Yeniçerilerin
isyankar hareketleri sonucu sekbanbaşıların Yeniçeri Ağası olma usülü kaldırıldı.Bunun
yerine sarayda padişaha bağlı birinin ağa olması getirildi.
Yeniçeri Ocağının en büyük kumandanı yeniçeri ağasıdır.Padişahların tahta geçebilmeleri bu yeniçeri ağalarının onlara olan itaatine bağlı olduğu için padişahlar çoğunlukla bunları en güvendikleri kişilerden seçerlerdi.Yeniçeriler padişahın hassa askerlerinde olduğu için padişahla beraber sefere çıkarlar padişah çıkmazsa onlar çıkmazlardı.Seferlerde çadırlarını Otağ-ı Hümayunun etrafına kurup Otağa yabancı birinin girmesini engellerlerdi.Savaşlarda da ordunun merkezinde bulunurlardı.
4.Cebeci Ocağı:
Yeniçerilerin tüm silah araç ve gereçlerinin bakımı onarımı ve muhafazasınla
görevli teknik bir sınıftır.Ayıca tüm bunların harp alanına nakilleriyle de
görevliydiler.Bu ocaktan olanlar yeniçeriler gibi Acemi ocağından yetişmeydi.Tüm
Kapıkulu ocakları gibi bu ocak da 1826 da kaldırıldı.
5.Topçu Ocağı:
Osmanlı ordusunda top Murad I. devrinden beri kullanılıyordu.Fakat topçu ocağının
kesin olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir.Osmanlı topçuluk Fatih devriyle
gelişmeye başlamış 16.yy'da ise en mükemmel haline gelmiştir.Bu zarfta Osmanlıların
kazandığı zaferlerde topların büyük payları vardı.Bu ocağın kışlaları ve dökümhaneleri
bugünkü Tophane denilen semtteydi.Burada top dökümcüleri tarafından (Rihtegânı
top ) tarafından dökümler yapılırdı. İmparatorluğun gelişmesiyle beraber buradaki
dökümhaneler yetersiz hale geldi bunun üzerine Anadolu ve Rumeli'de yeni dökümhaneler
yapıldı ayrıca 18.yy'da sürat topçuları ocağı kuruldu. Böylece topçu ocağı
hem yeterli kapasiteye ulaştı hemde teknoljik gelişmelere ayak uydurabildi.
6.Lağımcı Ocağı:
Lağımcılar kale kuşatmalarında yeraltından yollar yaparak fitil ve barutla
kale duvarlarını yıkmakla görevli bir teknik sınftı.Bir kısmı Cebeci ocağına
bağlı bir kısmı ise tımar ve zeamet sahibi idi.Lağımcıların başına Lağımcıbaşı
denirdi.Tımar sahibi olanlar Cebecibaşına bağlıydı.
7.Humbaracı Ocağı:
Humbaracılar savaş sırasında humbara ( Demirden veya tunçtan içi patlayıcı
madde dolu top veya elle atılan bir savaş aleti.) kullanmakla görevliydi.Humbaracılar
Cebeci ve topçu ocağına bağlı olmakla birlikte kale muhafazasında görevli
humbaracılarda vardı.Cebeci ocağına bağlı humbaracılar daha çok humbara yapımıyla
uğraşıyorlardı.Topçu ocağına bağlı humbaracılar ise savaşta bu savaş aracını
kullanmaka görevliydi.
Süvariler:
Kapıkulu Süvari Ocağının temeli Murad I. zamanında sipahi ve silahtar birliklerinin
kurulmasıyla atıldı.Sonra sağ ve sol ulufeciler ve sağ ve sol garipler bölüklerinin
kurulmasıyla tamamlandı.Kapıkulu süvarileri de yeniçeriler gibi padişahın
atlı askerleriydi..Derece ve maaş olarak üstün olmalarına rağmen devletteki
nüfuz ve savaşlardaki rol bakımından yeniçeriler daha üstündü. Yeniçeriler
acemi ocağından gelirdi.süvariler ise yeniçeriler,cebeciler ve saraydaki hizmetlilerin
başarı gösterenleri ve terfiye hak kazananları arasından seçilirdi.
1.Sipahi Bölüğü:
Fatih Sultan Mehmet zamanında kurulmuştu.Bu bölük barış zamanında çeşitli
vergileri toplamakla görevliydi.Bunların savaştaki görevleri padişahın çadırını
korumak Sancak tepesi denilen yerleri yaparak orduya yol göstermek,siper kazdırmak
ve kuşatılan kalelere toprak sürdürtmekti.
2.Silahtar Bölüğü:
Bu bölüğe Harem-i Hûmayundan çıkan iç oğlanlarla Galatasaray ve İbrahimpaşa
sarayından çıkanlar alınırdı.
3-4. Ulufeciler:
Ulufecıyan-ı Yesar (Sol ulufeciler),Ulufecıyanı Yemin (Sağ ulufeciler) bölükleri
mensupları da savaşta ve barışta padişahın hizmetinde bulunurlar ;savaşta
hazineyi ve padişahın sancağını korurlardı.
5-6. Garipler:
Gurebayı Yemin (Sağ garipler) Gurebayı Yesar ( Sol Garipler ) bölüklerinin
en önemli görevleri padişahın sancağını korumaktı.Bu bölüklere Galata,İbrahimpaşa
ve Edirne saraylarından çıkanlara ve savaşlarda büyük kahramanlık gösterenler
alınırdı.Atları için büyük otlaklara gereksinim olduğundan bu süvariler doğrudan
İstanbul'a değil Anadolu ve Rumeli'de muhtelif yerlere gelirlerdi.Ok,yay,balta,pala,mızrak,hançer,kalkan
ve bozdoğan (gürz) kullanırlardı.
Eyalet Askerleri
Osmanlı ordusunun asıl büyük kısmıydı.Tımarlı sipahiler ve Yerlikulu teşkilatı
olmak üzere ikiye ayrılırdı:
a)Tımarlı Sipahiler: Eyalet askerlerinin dolayısıyla Osmanlı ordusunun en
önemli kesimiydi.Tımarlı sipahiler tımar sahiplerinden ve bunların beslemekle
yükümlü oldukları askerlerden meydana gelirdi.Bir seferden 2-3 ay önce tımarlı
sipahilere hazır olmaları emredilirdi.Bütün sipahilerin sefere katılması zorunluydu.Sipahilerin
subaylarına Alaybeyi denirdi.Her alaybeyi 1000 sipahiye kumanda ederdi.Silahları
kılıç,ok,kalkan,mızrak idi.Başlarında miğfer üstlerinde zırh bulunurdu.
b)Yerlikulu Teşkilatı:
Yerlikulu teşkilatı üç bölüme ayrılır:
Yurtiçi teşkilatı:
Voynuklar,cerahorlar,martalozlar,derbentçiler,belderanlar ve menzilciler gibi
gruplardan meydana gelirlerdi.
Geri Hizmet Teşkilatı:
Yaya ve müsellemler Yeniçeri Ocağı kurulduktan sonra yol açmak, köprü yapmak,kale
tamir etmek,zahire nakli vb. geri hizmetler ve kalelerin muhafazalarıyla görevlendirildi.
Kale Kuvvetleri Teşkilatı:
Sınırda ve stratejik bölgelerde muhafızlıkla görevli askerler,azablar gönüllü
ve beşlilerden oluşan kuvvetlerdir.Azablar kale muhafızlığı dışında köprücülük
ve lağımcılık gibi işlerde de kullanılırdı.Gönüllü ve beşliler sınır bölgelerindeki
kasabalar,şehir ve kalelerin muhafazalarıyla görevliydiler.Bunlar çoğunlukla
yerli halktan ve müslümanlığı kabul etmiş olanlardan seçilirdi.Gönüllüler
süvari ve maaşlı olurdu.Bunların maaşlarını bölgenin maliyesi karşılardı.Beşliler
bölgedeki köylerden bir mükellefiyet (beş evden bir kişi=Pençik) şeklinde
toplanırdı.
Akıncılar:
Hafif süvari birliği idi.Rumeli'de hudutlara yakın yerlerde bulunurlardı.Devamlı
düşman memleketlere akınlar yapıp para,mal ve esirler elde ederlerdi.Bu arada
elde ettikleri bilgileri merkeze bildirirlerdi.Savaş zamanında ordunu 3-4
günlük mesafe ile önünde giderler keşifte bulunurlar,yol ve köprüleri emniyete
alırlardı.Silahları pala,mızrak,kılıç,kalkan ve "bozdoğan" denen
gürzdü.
Osmanlı Ordusu'nun Savaş Düzeni:
Osmanlı ordusu savaş durumunda ve yürüüşlerde merkez sağ kol ve sol kol düzenini
alırdı.Ordu yürüyüş halindeyken baskın tehlikesini önlemek için önde akıncılar
ilerlerdi. Akıncıların gerisinde ise yol açan küprüleri tamir eden yol göstermek
için kazık çakan kazmacılar yürürdü.Onların gerisinden azablar ve karakol
kuvvetleri gelirdi.Osmanlı ordusu genellikle geceyarısı yürüyüşe çıkar ertesi
gün öğleye kadar yürüyüş devam ederdi.Geceleyin yolu ve ordugâhı aydınlatmak
için meşaleler kullanılırdı.Savaş meydanında da hilal ya da at nalı şeklinde
pozisyon alınırdı.Merkezde yeniçeriler onların önünde toplar,topların önünde
ise azablar bulunurdu.Sağ ve sol kollarda ise eyalet askerleri bulunurdu.Savaşta
düşman hilalin merkezine çekilir sonra çevresi sarılıp yok edilirdi.
Osmanlı'da Toprak İdaresi
Arazinin Bölünmesi: Osmanli'da toprağın bölünmesine ilişkin meseleleri düzenleyen kurallar ancak belirli olaylara çözüm şekli getiren fetvalarda ortaya konuluyordu.Bunların en tanınmışları şeyhülİslam Ebussuud Efendi tarafından hazırlanan Maruzatı Ebussud'da yer alır.1858 tarihli arazi kanunu Osmanlı Devletinde daha önce uygulanmakta olan toprak türlerini bir sistem halinde düzenlemişti.Buna göre topraklar bağlı olduğu hukuki rejim ve statüsüne göre 5 kısma ayrılırdı. Genellikle Osmanlı Tarihiyle ilgili eserlerde bu toprakların 3'e ayrıldığı görülür.(Öşri,Haraci ve miri) Mali,iktisadi, ve sosyal ilişkiler yönünden elverişli sayılabilecek bu sınıflandırma mülkiyet tasarruf ve topraktan yararlanma şekilleri bakımından eksik kalmaktadır.Arazinin hukuki yönü bakımından topraklar şu bölümlere ayrılıyordu.
-Mülk Topraklar
-Metruk Topraklar
-Ölü Topraklar
-Vakıf Topraklar
-Miri Topraklar
-Mülk Topraklar:
Mülkiyet suretiyle tasarruf edilirdi.Arazi sahipleri topraklarını hiçbir izne
bağlı olmadan diledikleri gibi kullanabilirdi.Mülk topraklar dört çeşittir:
*-Arazii Öşriyye:
Yeni fethedilen bir ülkenin halkı müslümansa ya da bu yere müslümanlar yerleştirilirse
böyle yerler öşri arazi olarak kabul edilirdi.
*-Arazii Haraciyye:
Harac-ı Muvazzaf ve Harac-ı Mukasseme adıyla ıkı ceşit vergı toplanırdı. Öşri
ve haraci arazi sahibi olanlar eğer vasiyet vermeden ölürlerse araziye devlet
el koyardı.
*- Daha önce devlet malı olan toprakların hazine ihtiyacı ya da gelirlerinin giderlerini karşılayamaması durumunda mülkiyet ve tasarrufunun şahıslara devredıildigi araziler.
*- Köy ve kasaba sınırları içinde bulunan arsalara,oturulan yerlerin tamamlayıcısı sayılan yarım dönüm kadar olan arsalar.
-Metruk Topraklar:
Kullanma ve yararlanma hakkı kamuya bırakılan topraklar.Bu tür araziler ikiye
ayrılırdı.
*-Genel yollar,pazarlar,panayırlar,namazgah,iskele
*-Bir veya birkaç köyle kasaba halkının yararlanmasına ayrılan mera,yaylak ve kışlaklar.
-Ölü Topraklar:
Kasaba ve köylerden yarım saat uzaklıkta zıraata elverişsiz topraklardı.Osmanlı
hukukuna göre ölü toprakların tarıma elverişli hale getirilmesi izne bağlıydı.Kanunlar
bu imkanı herkese tanıyordu.
-Vakıf Topraklar:
Vakıf mahiyetindeydi ve tarım yönünden büyük önem taşıyordu.Yolların köprülerin
meydanların okulların ve çeşmelerin yapım ve narım görevlerinin maddi külfetini
üslenirlerdi.Vakıflar ikiye ayrılırdı:
*-Doğrudan doğruya "ayn"larından yararlanılan vakıflar
*-Yanlız sağladıkları gelirlerden faydalanılanlar.
Vakıf idaresi sadece vakfın mülkiyetine sahipti.Bu tür vakıfları kiralayanlar ölünce yararlanma hakkı mirasçılarına geçebiliyordu.
-Miri Topraklar:
Osmanlı'da ziraat yapılan toprağın büyük bir kısmını kapsıyordu.Bu topraklarda
mülkiyet devlette kalır, geniş ölçüde yararlanma hakkı ve tasarruf hakları
da kişilere ait olurdu. Osmanlılar ele geçirdikleri yerleri düzenli bir şekilde
kayda alırlardı.Bu kayıtları nişancı adlı görevli yapardı.Bu tespiti yapılan
araziler bir çok bölüme ayrılıyordu.Bunların büyük parçalar halinde olanları
şunlardı:
*-Havası Hümayun:Devlet hissesi olarak ayrılan ve geliri direk hazineye ait olan araziler.
*-Has:
Devletin yüksek memurları için ayrılırdı.Bunların gelirleri 100 000 akçenin
üstündeydi.
*-Paşmaklık:
Geliri padişahın annesi kız kardeşi ve zevcelerine ayrılan araziydi.
*-Malikhane Arazi:
Kişiye hayatı byunca işletmek için verilirdi.Fakat satamaz ve miras bırakamazdı.
*-Vakıf Arazi:
Geliri kamu yararına olan arazidir
*-Arpalık Arazi:
Yüksek rütbeli görevlilere çalışırken ek gelir emekli olduktan sonra da emekli
aylığına benzer bir gelir oluşturması için verilen araziler.
*-Yurtluk ve Ocaklık:
Bir ülkenin fethi sırasında bazı ümeyraya yararlılıkları karşılıgında verilirdi.
*-Zeamet :
Hizmet karşılığı tasarrufu verilen arazilerdi.Yıllık gelirleri 20 000 ila
100 000 arasında olana denilirdi.
*-Tımar:
Bir toprak parçasının gelirinin belirli bir görev karşılığı belirli şartlarla
bir kişiye tahsisinin genel adıdır.Tımar sahibi kendisine verilen toprağınşeri
ve örfi vergilerini alır buna karşılık savaş zamanlarında tımarın gelirlerine
göre yanında silahlı süvariler götürürdü.Özürsüz olarak savaşa katılmayan
tımarlıların ellerinden arazileri alınırdı.Tımar sahibi ölünce toprağın bir
kısmı varislere kalırdı diğer kısmı ise dağıtılırdı.Tımar çeşitleri ise şöyle
özetlenebilir:
-İleri Hizmetlilere mahsus tımarlar:
Tezkireli Tımar:Dağıtımı merkez tarafından yapılırdı.
Tezkiresiz tımar:Vilayet valisi vezir veya beylerbeyi tarından dağıtılan tımarlar.
Benevbet Tımar:Bir tımara birden fazla kişinin sahip olması ve savaşa nöbetleşe gitmesine denirdi.
Mülk Tımar:Sahibinin elinden arazisi alınması mümkün olmayan tımarlardır.Kaydı hayat şartıylla verilmiştir.
Merkezde bulunan humbaracı ve lağımcılara verilmiş olan tımarlar.
-Geri Hizmetlilere mahsus tımarlar:
Eşkinci Tımarı:Savaşa katılan demektir.Kapıkulları için kullanılmazdı.
Müsellem ve Kızılca Müsellemler:Ordu hizmetinde yol ve köprü yapımı kale onarımı gibi işlerde çalıştırılır bir tımara ocak şeklinde birkaç kişi sahip bulunurdu.
Piyadeler:Sefer zamanlarında 2 akçe gündelikle çalışırlar savaştan sonra memleketlerine dönüp zıraatle uğraşırlardı.Buna karşılık her türlü vergiden muaftılar.Yayalara piyade süvarilere müsellem denirdi.
Yörükler ve Cambazlar:Ocak şeklinde tımara sahiptiler.Orduda geri hizmetlerde gürevlilerdi.Toprak vergilerinin bir kısmından muaftılar.Cambazların seferlerdeki görevlerivezir ve devlet adamlarının atlarına bakmaktı.Öteki zamanlarda ise has ahır ve çayırlarda hizmet ederlerdi.Aynı hizmeti gören voynuklar hristiyan cambazlar ise müslümanlardı.
-Sefere gitme şartı olmayanlara mahsus tımarlar:
Kale muhafızlarına verilen tımarlar:Osmanlı Devletinin sınırları genişledikçe yeni askeri ihtiyaçlar ortaya çıktı.Korunması önemli kaleler için yeni birlikler oluşturuldu.Bunlara da tımarlar verildi.Bu kuvvetler azablar,gönüllüler ve beşli gibi birlikler meydana getiriyordu.
-Şahinci,yuvacı,okçu gibi belirli hizmetlere verilen tımarlar.
-Devlet merkezinde görevli Divan-ı Hümayun katibi,müteferrika gibi hizmetlilere verilen tımarlar
-Makamı hizmette tımar,genellikle doğu illerinde bulunan kürt beyzadelerine devlete daha sadakatle bağlanmalarını sağlamak için hizmet beklemeden verilen tımarlardır.
Tımar sistemi 17.yy.başlarında niteliğini kaybetmeye başladı,aynı yüzyılın ortalarında tamamen bozuldu.Köprülüler devrinde gösterilen çabalar sistemi düzeltmeye yetmedi.Bu sistem 18.yy. da değerini kaybetti.Tanzimattan sonra Tımarlar,kurulan süvari aialylarına tahsis edildi.Bir süre sonra ise kaldırıldı.