|
SULTAN 1. ABDULMECİD |
||
|
Hayatı
Tanzimat Fermanı Kırım Savaşı Islahat Fermanı Mimari Eserler Tuğra |
![]() |
Babası : Sultan İkinci Mahmud Annesi : Bezm-i Alem Valide Sultan Doğumu : 25 Nisan 1823 Ölümü : 25 Haziran 1861 Saltanatı : 01 Temmuz 1839 - 1861 |
Sultan Birinci Abdülmecid batılı yazarların takdir ve sevgiyle andıkları bir padişahtı. Adil, merhametli, ıslahatçı, yenilikçi bir insan olan Sultan Birinci Abdülmecid, çok genç yaşlardan itibaren içki kullanmaya başladı. 25 Haziran 1861 tarihinde 39 yaşında iken İstanbul'da veremden dolayı vefat eden Sultan Birinci Abdülmecid, Yavuz Sultan Selim'in türbesi yanındaki mezarına defnedildi.
Sultan İkinci Mahmud, ölüm döşeğinde iken, Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklanmış olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Osmanlı kuvvetlerini Nizip'te yenilgiye uğratmıştı. Sultan Birinci Abdülmecid böyle karmaşık bir ortamda tahta çıktı. Mısır Sorunu, Rus donanmasının Hünkar İskelesi Antlaşmasına uyarak İstanbul'a gelmesi üzerine bir Avrupa sorunu haline geldi.
Başta İngiltere, Avusturya, Prusya ve Rusya olmak üzere Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti ile Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa arasındaki Mısır Sorununu çözmek için bir konferans düzenlediler. Avrupa Devletleri Mısır'da güçlü bir yönetim istemiyorlardı. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya karşı Osmanlı Devleti'nin tarafını tuttular ve bu ortamda Londra Sözleşmesi imzalandı (1840).
Buna göre; Mısır Osmanlı Devleti'ne bağlı kalacak, ancak yönetimi Mehmed Ali Paşa ve oğulları yürütmeye devam edecekti. Mısır 80.000 altın vergi ödeyecekti. Suriye, Adana ve Girit tekrar Osmanlı yönetimine bırakılıyordu.
Hünkar İskelesi Antlaşması'nın süresi bitince, Londra'da bir yeniden bir konferans düzenlendi (1841). Toplantıya Osmanlı Devleti'nden başka Rusya, Fransa, İngiltere, Prusya ve Avusturya katıldı. Konferansta alınan kararlara göre, Boğazlarda egemenlik hakkı Osmanlı Devleti'ne ait olacak, ancak barış döneminde hiçbir savaş gemisi boğazlardan geçmeyecekti.
Bu antlaşma ile Fransa ve İngiltere Akdeniz'deki güvenliklerini sağlamış
oluyorlar, Osmanlı Devleti'nin boğazlar üzerindeki kayıtsız şartsız haklarına
kısıtlama geliyordu. Rusya ise Hünkar İskelesi Antlaşması ile boğazlar üzerinde
sağladığı üstünlüğü kaybetmiş oluyordu.
Sultan Birinci Abdülmecid tarafından Londra Elçiliğinden alınıp Hariciye
Nazırlığına (Dış İşleri Bakanlığı) getirilen Mustafa Reşit Paşa, Avrupa siyasetini
iyi bilen bir devlet adamıydı. Tanzimat hareketinin bugüne kadar yapılan ıslahatlardan
farklı olduğunu Sultan Birinci Abdülmecid'e kabul ettirdi.
Tanzimat Fermanı; Topkapı sarayının Gülhane Bahçesinde düzenlenen ve yabancı
elçilerle, devlet adamlarının hazır bulunduğu bir toplantıda, Mustafa Reşit
Paşa tarafından Kasım 1839 tarihinde ilan edildi. Tanzimat fermanına tarihimizde
Tanzimat-ı Hayriye veya Gülhane Hatt-ı Humayun'u da denir.
Tanzimat Fermanı'nın getirdiği önemli yenilikler şunlardı; Müslüman veya gayrimüslim olan herkesin can, mal, namus güvenliği devlet garantisi altına alınacak, vergiler herkesin gelirine göre düzenli bir şekilde alınacak, askerlik belirli bir düzene göre olacak, mahkemeler herkese açık olacak ve mahkeme kararı olmadan kimse idam edilmeyecek, herkesin mal ve mülk sahibi olması ve bunu miras olarak bırakabilmesi sağlanacak, rüşvet ve iltimas kaldırılacak, kanun gücünün her gücün üstünde olduğu kabul edilecekti.
Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti'nde anayasal düzenin başlangıç noktası
olarak kabul edilebilir. Bu fermanla Sultan Birinci Abdülmecid, kendi gücünün
üzerinde bir güç olduğunu kabul ediyordu. Tanzimat Fermanı ile azınlıklara
bazı haklar verilmişti. Bu hakları bahane eden Avrupa devletleri Osmanlı Devleti'nin
iç işlerine karışmaya devam ettiler. Oysa Tanzimat Fermanı, bir anlamda bu
tip müdahaleleri önlemek için ilan edilmişti.
Ayrıca Rusya, Osmanlı Ortodokslarının haklarının kendisine bırakılmasını da istiyordu. Ancak Rusya'nın hesabı tutmadı. İngiltere ve Fransa bu planı kabul etmeyerek, Rus saldırısı karşısında Osmanlı Devleti'nden taraf oldular. Ruslar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerinden destek alan Osmanlı kuvvetleri karşısında yenilgiye uğradılar ve Sivastopol ele geçirildi (1855).
Osmanlı Devleti karşısında uğradığı yenilgiler yüzünden intihar eden Rus
Çarı Birinci Nicolay'ın yerine tahta geçen Çar İkinci Alexander, barış istemek
zorunda kaldı. 1856 yılında yapılan Paris Antlaşmasına göre; Osmanlı Devleti
bir Avrupa devleti sayılacak, toprakları Avrupa devletlerinin kefaleti altında
olacaktı. Karadeniz'de her iki tarafın da savaş gemileri bulundurulmayacaktı.
Taraflar aldıkları yerleri birbirlerine geri vereceklerdi.
- Din ve mezhep özgürlüğü sağlanacak, okul kilise ve hastane gibi binaların tamiri yapılacak
- Müslümanlarla Gayrimüslimler kanun önünde eşit sayılacak
- Patrikhanede yeni meclisler kurularak bu meclislerin aldığı kararlar Osmanlı Devleti tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek
- Devlet hizmetlerine, okullara askerlik görevine bütün uyruklar eşit olarak kabul edilecekti.
- Vergiler eşit alınacak iltizam usulü kaldırılacak
- Yabancılar da Osmanlı Devleti sınırları içinde mülk sahibi olabileceklerdi.
Bu fermanla gayrimüslimlere daha fazla hak verilmiş, Avrupalı devletler Osmanlı Devleti'nin içişlerine karışmayacaklarını Paris Antlaşmasıyla kabul etmelerine rağmen sözlerinde durmamışlar ve bu fermanı bahane ederek Osmanlı Devleti'nin içi işlerine karışmışlardır.
Otuz sekiz yaşında ölen Abdülmecid, Osmanlı padişahları arasında, ilk Avrupa
kültürü alan padişahtır. Osmanlı İmparatorluğu'nun her bakımdan Avrupalılaşması
için yapılan hareketlere daima yardımcı olmuş, bu hareketler sonucu, padişahın
yetki ve otoritesinin azalmasına rağmen bu duruma itiraz etmemiş, ülkede gazete
çıkarılmasına, özgürlük fikirlerinin yayılmasına, yeniliğin yerleşmesine,
memlekette meşrutiyet havasının esmesine engel olmamıştır.
Bunların yanı sıra Dolmabahçe Sarayı,
Küçüksu Kasrı,
Mecidiye Kasrı ve Sultanahmet Darülfunun binası gibi birbirinden güzel sanat
eserleri yine Abdülmecid döneminde yapıldı.